BABAMA MEKTUP 2
Kaldığımız yerden devam ediyoruz…
Delıkanlı, Adana’ya geleli henüz bir sene olmuştu ki Aralık Ayının son gününde İlk kız çocuğunu kucağına almıştı! O zamanlar henüz Çekirdek Aile kavramı yoktu ama onlar artık 3 kişilik bir Çekirdek Aile olmuşlardı.
Zaman çok ama çok hızla ilerliyordu. Bu arada Yağız Delikanlı çalıştığı firmanın Muhasebecisinin yönlendirmesiyle Denizli Mahallesinde bir arsa almıştı kendilerine sıcak bir yuva inşa etmek için.
Delikanlı O Gün akşam eve yeni aldığı arsanın müjdesi ile gelmişti. Bu arada Fatma Kız ikinci çocuğuna hamile kaldığını öğrenmişti. Hayat öylesine güzel gidiyordu ki anlatılmaz ancak yaşanırdı.
Belki de bu mutlu Aile ortamı Delikanlının, Yetim kaldığı o zorlu günlere karşılık Allah’ın bir mükafatıidi.
Hayat her zaman güllük gülistanlık değildi! İkinci doğan bebekleri çok yaşamamış maalesef henüz yaşını doldurmadan vefat etmişti.
Bu arada Denizli Mahallesinde almış olduğu arsaya temel atarak biriketten duvarları örmeye başlamıştı! Bu arada Fatma Kız yine hamile idi. Bu sefer yine kız çocuğu dünyaya gelmişti.
Çocuk bereketi ile gelir derler ya! İkinci çocukla beraber 1972 Yazının Mayıs Ayında evin Damının Betonu dökülmüş ve henüz penceresi dahi olmayan evin camlarını bezden ve muşambadan çevirmişlerdi.
Yağız Delikanlı iki çocuk babası olmuştu ama kimseye belli etmediği içinde dinmek bilmeyen bir Erkek Çocuğu muradı vardı. Fatma Kız bunu bildiği için dualarında her daim Rabbinden bunu istiyordu.
Bir taraftan iki çocukla evini çekip çeviren Fatma Kız diğer taraftan 4 nüfuslu evi muhannete muhtaç etmeyen Yağız Delikanlının hayat mücadelesi Memleketten başka insanların da Adana yolunu tutmasına örnek teşkil ediyordu.
Fatma Kız tekrardan hamile kalmıştı. Tarihler 1974 yılının Mayıs Ayını gösterirken Fatma Kız eşi gibi Yağız bir delikanlı olan ilk erkek evladını dünyaya getirmişti.
Çekirdek Aile artık 5 kişiden oluşan bir Mutluluk Yumağına dönmüştü! Deyim yerindeyse Allah Fatma Kız ve Yağız Delikanlının Dualarına nefes olmuştu.
Zaman su gibi akıp gidiyordu. Yağız Delikanlı sermaye sahibi olunca Hatay İskenderun ilçesinde önce Halı Mağazası ardından ise Beyaz Eşya Sektöründe faaliyete girmişti. Kardeşleriyle ortak girdiği bu Sektörde yine yeni bir Başarı Hikayesiyazmıştı.
Ancak maalesef kardeşlerine yapmış olduğu iyilik karşısında ihanete uğradığı için İtibarını kaybetmek yerine Ticari Birikiminden feragat etmişti.
Adana’da tekrardan Canlı Tavuk Ticareti ile yeni bir sayfa açmıştı. Bu arada çocuklar büyümekte idi. Çocuklarının okuması ve meslek sahibi olmaları için elinden gelen desteği veriyordu.
Ancak büyük kızı tüm ısrarlarına rağmen, genç yaşta duygularına yenik düşüp evlenmek istemiş ve bu nedenle de okul hayatını yarıda bırakmıştı.
Yağız delikanlı diğer çocuklarının okuması için ciddi çaba göstermeye gayret ediyordu. Nihayet ikinci kızı Eğitim Fakültesi kazanıp öğretmenliğe ilk adımını atmıştı.
Bu arada Ülke 12 Eylül Askeri Darbesi olmuştu. Ülke çok zorlu bir dönemden geçmişti. Sağ Sol İdeolojisi adı altında Kardeş Kardeşe düşman edilmişti.
Bu arada darbe sonrası Turgut ÖZAL’IN Anavatan Partisi seçimleri kazanarak iktidara gelmişti. Serbest Piyasa Ekonomisine geçmişti.
Ancak yine aynı şey olmuştu tam memleket rahatlamış nefes alacakken bu seferde PKK adı ile kurulan Terör Örgütü sözde Kürtlere Özgürlük ve Kimlik kazandırma iddiasıyla özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde silahlı eylemler ile katliamlar yapmak suretiyle propagandaya başlamıştı.
Güzelim Ülke bir anda ateş topuna dönmüştü! Bırakın Doğu İllerini Batıda yer alan Metropollerde ve Şehir Merkezlerinde dahi Terör Eylemleri sıradan bir hale gelmişti. Kısacası Ülkenin dört bir yanını Terör Korkusu sarmıştı.
Çok değil 3-4 sene önce Toplumu Sağ Sol diye ayrıma götürenler şimdi de Türk Kürt adı altında ayrılıkçı faaliyetler içerisine girmişti.
Her akşam Ana Haber Bültenlerinde Terör Saldırıları nedeniyle Şehit Haberleri yürekler kor bir ateş gibi düşmekteydi.
İşin kötü tarafı Askerimizi şehit eden henüz bıyığı terlememiş Terör Örgütünün Militanları çocuk denecek yaşlarda ikna edilip kandırılmak suretiyle Dağa Çıkarılmış yine Güzel Ülkenin Evlatları idi.
Her yer yangın yeri her yer deyim yerindeyse ateş altında idi. Memlekette Hayır Konuşmanın nerdeyse suçlu ve hatta ilan edildiği bir garip zaman idi. Oysaki bir Müslümanın ve dahası İnsanın her şeyden öncelikle görevi Hayır Konuşmak değil miydi?
Delikanlı, bir baba olarak Memleketin Çocuklarının sebepsiz yere ölmesinden öylesine rahatsızdı. Onun deyimiyle her gün gelen şehit haberi dünyasının kararmasına neden oluyordu.
Ve yüreğinin derinliklerinden gelen bir his ile şu sözü söylüyordu; “Acaba bugün hangi Ocağa ateş düştü” diye.
Delikanlı, Yetim Peygamberin, Yetim ümmeti olarak Empati kuruyordu.
Selam ve Dua İle.
Konuya Devam Edeceğim…