BABAMA MEKTUP 3 (ADANAYA VEDA)
Kaldığımız yerden devam ediyoruz...
Oyun ve Senaryo aynı idi. Emperyalist Batının Senaristleri Türkiye’nin Kürdü, Türkü, Alevi’si ve Sünni’si ile bir olup büyüyüp gelişmesine fırsat vermiyordu.
Öyle ki Terör Örgütü, Şehirlerde yaşayan Kürt Kökenli Ailelerin Askerlik Çağına gelmiş Erkek Çocukları için Vergi adı altında zorla haraç almaya cesaret edecek derecede cüretkar olmuştu.
Öyle bir tablo düşünün ki, Terör Örgütü, Devlet karşısında bir güç olarak adeta meydan okur duruma gelmişti. Devlet hiç bu kadar aciz olmamıştı!
Bayram Sabahı Karakol Baskınlarında onlarca şehit haberleriyle Güzelim Ülke yaşanmaz bir hal almıştı.Bayramlar dahi zehir olmuştu.
Kısacası “Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar” sözü adeta gerçekten yaşanır olmuştu. Analar o eli öpülesi anaların henüz hayatının baharında toprağa verdikleri ciğer pareleri Ülkeyi Koca Bir Yas Evine çevirmişti.
İşte böyle bir zamanda Yağız Delikanlı Babasız büyümenin ne demek olduğunu bizzat yaşamış bir Yetim olarak daha fazla yavrunun babası kalmaması için Kalbinden geçenleri bir dua olarak sesli dile getirmişti!
Hem de Ana Dilinde yani Kürtçe, “Hude TealaAve Bike Ser Vi Agire” diye Kardeş Kanının son bulması için Rabbine yakarışını dile getirmiştir.
Dönemin Kardeş Katilleri, bu Masum Dua’nınhikmetini anlayıp kendilerini sorgulayıp ders almakyerine Delikanlıyı adeta hedef tahtasına çevirmişlerdi.
Delikanlı o gün ettiği Duayla, bugün adını “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme” olarak tanımladığımız sürecin ilk adımını atmıştı!
Her dönem çok kolay olan Hain Damgası vurmuşlardır. Oysa Delikanlının Samimi Duası sebepsiz yere akan binlerce Kardeş Kanının bir son bulması yönünde idi.
Bin bir zorlukla gelmiş olduğu Adana’dan 1994’ün Mayıs Ayı’nda sırf Ailesinin Selameti ve İstikbali için 40 yıl önce Memleket bildiği bu şehre veda vakti gelmişti. Adana’dan zoraki bu göç çok ağrına gitmişti!
Delikanlı için, Kamyonun Kasasına yüklenen sadece Evinin Eşyaları değildi. Diyarbakır’dan Adana’ya uzanan 40 yıllık yaşanmış Onurlu Bir Yaşamın Mirası idi.
Bu Güzel Ülkede 1000 yıllık Kardeşlik İkliminde yaşayan ve Kız Alıp vererek Kardeş olan Anadolu İnsanı, Siyonist Batının acımasız tuzağına düşmekteydi!
Ülke, öyle bir duruma gelmişti ki 1000 yıllık ortak kader sahibi Kardeşliği Tescilli Türk ve Kürt Halkı birbirine düşman edilmeye çalışılıyordu. Düşman her zaman olduğu gibi uyumuyordu.
Delikanlı adeta Devlet Otoritesi zafiyet göstermesin diye kendini ve Ailesini Vatan uğruna siper etmişti. Bu arada çocukları büyüyüp çoğunluğu okul öğrencisi olmuştu. Delikanlının yükü daha da artmıştı.
Delikanlı her türlü zorluğa ve imkansızlığa rağmen Çocukları ile İskenderun’da yeni bir sayfa açmıştı.Bir türlü bitmek bilmeyen Ekonomik Krizler Ülkenin yakasına kene misali yapışmıştı
Zaten Ülke Emperyalist Batı’nın Terör ve Ekonomik Krizleri ile adeta kukla haline getirilmişti. Delikanlı her türlü Ekonomik Zorluğu aşıyordu ama yüreğinde ki Memleket Sevdası ve Gençlerin Şehit Haberlerine alışamıyordu.
Büyük bir ekonomik ve siyasal kriz ardından ülkede İktidar değişmiş halkın büyük oranda oyunu ve teveccühünü kazanan yeni bir siyasi oluşum olan AK Parti iktidara gelmişti.
Delikanlı her daim ettiği Duanın gerçekleşmesi yönünde yüreğinde büyük bir umut yeşermişti. Kasımpaşa Delikanlısı Profilinde bir Başbakan İktidar olmuştu.
Ancak yine Güzel Ülkem gizli eller tarafından geri çekilmeye ve iç karışıklığa doğru itiliyordu. Sonradan adı FETÖ olarak tescillenecek olan, Devlet içinde yapılanmaya giden bir grup Vatan Hainleri ülkeye operasyon çekmişti.
Delikanlı Muhafazakar bir ideoloji mensubu olmasına karşın hiçbir zaman bu sözde Cemaat Yapılanmalarına en ufak bir muhabbet beslememiş aksine onlara karşı dik ve kararlı bir duruş sergilemişti.
Delikanlı bu arada yaşlanmakta idi. Bu süreçte ise Çocukları iş güç sahibi oluyordu. Delikanlı için ölmeden önce tek bir hedef kalmıştı.
Güzel ülkesinde Kardeş Kanının son bulması idi!
Hani bu dünyaya dair bir dilek dile deseler! Onun dileği belli idi. Ülkede ki bu ateşin ve akan Kardeş Kanının son bulması idi! Yaşlanmış ve hor kullanılmış bir bedene sahipti. Çünkü Delikanlı için bu hayatta ki önceliği hep Ailesi ve çok sevdiği Ülkesi olmuştu. Ömrünü Ülkesine vakfetmişti diyebiliriz.
Vasiyet etmişti! Ölürsem beni İskenderun’u bilenler için söylüyorum; Kaptanpaşa Caminde Cenaze Namazımı kılın demişti. Çünkü Kaptanpaşa Camii Şehit Cenazelerinin kaldırıldığı Cami idi.
Öyle de oldu Vasiyeti Evlatları tarafından gerçekleştirildi. Bir Eylül Günü gelmişti Çukurova’nın Mümbit topraklarına ve yine 2013 Yılının 21 Eylül günü emaneti sahibine teslim etti. Mekanı Cennet Makamı ali olsun!
Herkes için babası kıymetlidir muhakkak! Tıpkı Fatih KISAPARMAK’IN babasına atfettiği türküde dediği gibi! “Bu adam benim babam!” Evet benim babam deyim yerindeyse Kalbinde ve Aklında Barış ve Kardeşlik umuduyla vefat etti. Ana kuzularının bir daha toprağa verilmemesi umuduyla!
O görmedi ama çocukları, torunları tüm Türkiyegördü!
Bugün o güzel adamın, Babamın Ülkesinde Barış ve Kardeşlik Türküleri söyleniyor! Artık daha fazla analar ağlamsın diyorlar! Çocuklar Babasız Yetim kalmasınlar!
Ateş düştüğü yeri yakar! Bu yüzden hiçbir Şehit Annesi terörün bitmesine, huzur ve kardeşlik iklimin oluşmasına karşı çıkmaz! Çünkü Evlat Acısının ne olduğunu en iyi onlar bilir!
Bugün Delikanlının en büyük hayali olan 40 yıllık duası kabul olmuştu!
Milli Dayanışma ve Toplumsal BütünleşmeKanunu Türkiye Büyük Millet Meclisinde ezici denilecek bir oy oranı ile kabul edildi!
Rahat uyu sen Delikanlı Babam! Ruhun şad olsun! Sağlığında Kıymetini ve Kadrini bilmeyenler dahi bugün senin hakkını veriyor ve rahmetle anıyorlar!
Çocuklarını hiç merak etme! Onlar senin açtığın Hak Yolunda Onur ve İzzetli insanlar olarak Emanet ettiğin Bayrağı laıyıkıyla taşıyorlar!
Cümle Merhum Babalarımızın Ruhuna El Fatiha!
Selam Ve Dua İle…