BEKLEYENLERE SELAM OLSUN
Usuldendir, bir dost ortamından veya arkadaşımızdanayrılırken kimi zaman Sağlıcakla Kal, kimi zaman Görüşmek Üzere, kimi zamanda Allah’a Emanet diye vedalaşırız!
En güzeli tabi “Allah’a Emanet” diye emaneti asıl sahibine teslim edip sabırla bir sonraki görüşmeyi beklediğimiz o güzel ifadedir.
Beklemek güzeldir. Hele ki beklenen kimse gönüllerde yer edinmişse! Demeyin siz o vakit beklemenin lezzetine doyum olmaz!
Kimdir, bu bekleyenler ve beklenenler?
Siz kimi beklersiniz? Kimler sizi bekler?
Yine soru yağmuruna tutulduk desenize!
Beklenen her daim umut edilendir! Beklenen her daim hissiyatınıza hassasiyet gösterendir! Beklenen her daim sizi dikkate alıp sizi sizin gibi sakınıp gözetendir!
Dahası, beklenen size kıymet veren size kalbinde ve zihninde yer verendir! O yüzden beklenir! Muhakkak Dünyalık sebeplerde vardır Beklenenlerle ilgili.
Ancak hepsinden de önemlisi Beklenenler, Doğru İnsanlardır! Doğruyu konuşur ve doğruyu tavsiye ederler!
Bu yüzdendir ki yaş ilerledikçe beklenenlerin sayısı da azalır! Bu hayatın doğal akışı içerisinde hep böyle olmuştur. Ve zaman ilerledikçe İnsanların beklentileri de azalır. Çünkü Beklentiler ile Beklenenler arasında doğrusal bir ilişki vardır.
Bugün Beklenenler dediğimiz vakit, akıllara sadece Dünyalık birtakım heves ve hevadan başka bir şey gelmez olmuş! Oysa böyle mi olmalıydı?
Yeryüzünde ki tüm nimetlerden istifade etme imkanına sahip İnsanoğlunun tek gayesi Makam ve Maddi hedefler mi olmalıydı?
Hani; Kefenin Cebi Yok ifadesini ne çabukta unuttuk öyle! Ya da fani dünyadan ayrılırken “Amel Defterini Sağdan Alma” hedefini ne vakit unuttuk!
Yoksa, “Allah İman Zenginliği Versin” derken samimiyetten yoksun muyduk?
Yine zor sorular sordum biliyorum! Emin olun ben de cevap bulmakta zorluk çekiyorum. O yüzdendir ki sizlere soruyorum. Çünkü hep beraber bulacağız bu soruların doğru cevaplarını! Aksini düşünmek bile istemiyorum!
Çünkü bizler sorumluluk sahibiyiz! Öyle demiyor mu Kerim Kitabında, Alemlerin Rabbi! Hucurat Suresi 10. Ayet;
“Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”
Kimsenin kimseyi en yakın arkadaşı dahi olsa, uyarıp yanlış yoldasın demediği daha doğrusu diyemediğikötü bir zamandayız!
Sınav zor olacak ki mükafatı da kıymetli olsun! Ancak sınav derdinde olmayan insanların çoğunlukta olduğu bir garip zamandayız gerçekten!
Makamlara ve Dünyalıklara koşar ayak gidenlere kimsecikler dur demiyor! Bu yüzdende koşar ayak gidip ulaştıkları emeller ve makamlar onlar için bir süre Ateşten Gömlek haline dönüşebiliyor.
Dost Acı Söyler derler! Bugün Makam ve Dünyalıklara koşar adım gidenlerin aynı yerlerden adeta uçarcasına kaçtıklarına tanık oluyoruz!
İşte Yalan Dünya dedikleri bu olsa gerek. Maddi Sahipliklerin hevesi de çok uzun sürmüyor. Çoğu zaman o dünyalıkların altında kalıp eziliyor İnsanlar!
Güzel başlayan birçok İnsan Hikayesi maalesef çok kötü sona eriyor! Bugünlerde birçok Makam Sahibinin o çok kıymetli Makamlardan istifa ettiklerine ya da Emeklilik Dilekçesi verdiklerine tanık oluyoruz!
Eskilerin deyimiyle sözü daha fazla uzatmadan, sona gelmek istiyorum!
Ulema, Gençlere nasihat ederken şu sözü kullanırdı;” Dünya Zenginlikleri Bal Kovanı Gibidir” gereğinden fazlasına meyledersen, “Bal Kovanı İçinde Boğulursun.”
Aslında bugünlerde tam da o veciz sözü yaşıyor birçok makam sahibi. Duamız ve temennimiz odur ki; “Cenab-ı Allah bizleri Bal Kovanlarında Boğulmaktan muhafaza eylesin inşallah!”
Böylesi güzel bir duaya, bize Amin demek yakışır!
Selam Ve Dua İle...