NARİN’İ İNCİTMEYİN…
Mevsimlerden Yaz aylardan Ağustos idi. Ağustos sıcaklığı memleketin her yerinde benzerdi! Ancak Tavşantepe köyünde hava bir başka sıcaktı.
Okullar Tatile girmiş Narin’de her çocuk gibi Köyündeki Kuran Kursuna başlamıştı. Her gün güle oynaya arkadaşları ile birlikte Cami’nin yolunu tutuyordu.
Her yeni gün yeni bir dua yeni bir sure öğreniyordu. Arkadaşları ile daha hızlı öğrenme noktasında tatlı bir rekabet ve yarış içerisine girmişlerdi.
Narin henüz hayatının baharında taze bir fidan misali büyüyordu. Hayatın insanın önüne ne çıkaracağı belli değildi. Ancak Narin’in geleceğe dair büyük hayalleri vardı.
Okuyacak ve Köyünden okuyup Öğretmen olan ilk örnek kız çocuğu olacaktı.
Narin hem okulda hem de Kuran Kursu’nda başarısı ile dikkat çeken aynı zamanda akıllı ve uyumlu örnek bir çocuktu.
Ağustos ayının bir Perşembe günü Narin yine Kuran Kursu için evden çıkıp Caminin yolunu tuttu. O gün yine yeni bir şeyler öğrenmiş olmanın huzuru içinde evin yoluna koyuldu.
Arkadaşları ile birlikte uzun süre aynı yolda yürüdüler. Ta ki kendi evlerinin bulunduğu Mezra’nın yol ayrımına kadar konuşarak geldiler. Narin buradan evine doğru yol aldı.
Bu Narin’in arkadaşları ile son ayrılışı ve son görüşmesi olduğunu nereden bilebilirdi ki? Nitekim öyle oldu. Narin bir daha arkadaşları ile bir araya gelemedi!
Takvimler 21 Ağustos Perşembe gününü gösterirken Narin son kez bir insan için en güvenilir yer olan Evine girip çıkamadı!
Daha doğrusu canlı bir şekilde çıkamadı dersek daha yerinde bir ifade olur!
En Hazindir ki en güvenilir yer dediği Baba Evinde başta Amcası, Annesi ve Ağabeyi yer alıyordu. Narin en yakınım dediği insanların müşterek teşebbüsü ile hayata gözlerini yummuştu.
Bizler bunu maalesef Savcılık Soruşturması sonrasında öğrenebiliyoruz! Ortada vahşi bir cinayet olmakla birlikte, kirli bir dayanışma da yer almakta!
Bir Anne düşünün çocuğu gözleri önünde katlediliyor, ancak aynı annenin en ufak bir direnişi veya mücadelesi yok!
Bu kadın maalesef, Vahşi doğadaki hayvanlar kadar Annelik Duygusuna, Şefkatine ve Merhametine sahip değil!
Yoksa anneler asla gözlerinin önünde çocuklarının katledilmelerine razı gelmezler ve müsaade etmezler. Çünkü Anneler kendi canlarını evlatlarının canından önce feda ederler. Ancak bu insanlıktan nasibini alamamış varlık için geçerli olmamış!
Şimdi gelelim meselenin özüne! Narin Kızımızın babası Arif GÜRAN kendi evinin içerisinde katledilen masum yavrusu için Adalet Yürüyüşü adı altında yollara düşmek suretiyle Ankara’ya doğru yola koyuldu.
Kendisine ve bu yaşamış olduğu Acı Olaya istinaden kelimelerimi seçerek yazıyorum! Arif Bey kızınız nerede ve kimler tarafından katledildiği konusunda Mahkeme Kararını vermiş durumda.
Sizde pekala biliyorsunuz ki Narin sizin Aile içi bir hesaplaşmanıza kurban edildi.
Narin’in katili ya Amcası, ya Ağabeyi ya da Annesi! Çünkü Narin bu üç aşağılık ismin bulunduğu ev ortamında katledildi!
Şimdi Arif GÜRAN bunu bilmenize rağmen hangi akla istinaden yollara düşerek “Kızım İçin Adalet Arıyorum” diyorsunuz!
Vallahi zerre aklı izanı olan bu konuda size hoşgörülü davranamaz! Ki bende o grupta yer alıyorum. Yazıktır günahtır! Allah’tan korkun. Masum Yavru evinizin içerisinde hem de Aile Mensupları tarafından katledildi!
Ancak siz çıkmış Ankara Yollarında Adalet Arıyorum diyorsunuz! Kusura bakmayın Arif Bey sizde biliyorsunuz ki Adaleti yanlış yerde arıyorsunuz!
Aradığınız Adalet ne önce onu söyler misiniz?
Karınızın tahliye edilmesini mi istiyorsunuz?
Yoksa oğlunuzun mu?
Ya da baba yarısı dediğimiz kardeşinizin mi?
Açıkçası Ruh Sağlığı yerinde bir insan bırakın Ankara Yollarında Adalet Yürüyüşü Tiyatrosu oynamayı önce Narin Kızımızı vahşice katleden bu sapık Aile Mensuplarının daha ağır ceza alması için Mahkeme Önünde Nöbet tutardı.
Allah Kimsenin başına vermesin gerçekten! Kolay değil tabi. Düşünün Minik Kızınız aralarında Eşinizin, Kardeşinizin ve Oğlunuzun yer aldığı bir ortamda cinayete kurban ediliyor!
Ve siz bir Baba olarak aklı başında makul bir karar almak durumundasınız. Çünkü tüm toplum bunu bekliyordu. Ancak uzun süre Arif Bey konu hakkında yorum dahi yapmadı. Açıkçası baba olarak bu konuda sınıfta kaldı.
Peki bir baba olarak böylesi bir durumda ne yapması gerekiyordu!
Arif Bey, kendi Ailesinden masum birinin canına kıyan Aile Bireyleri için Türkiye Cumhuriyetinden İdam Yasasını talep edebilirdi.
Oysa siz ve size akıl veren üç beş aklı evvel hiç utanmadan sıkılmadan Toplumun gözünün içine baka baka ve adeta aptal yerine koyarcasına Sözde Adalet Arayan Baba Figürü sergiliyorsunuz!
Tekrardan söylüyorum bu vahşi cinayet ile ilgili varsa bir bildiğiniz Yargı Mensupları ile paylaşabilirsiniz! Yoksa eğer lütfen ama lütfen daha fazla Narin Kız üzerinden propaganda yapmayı bırakın!
Narin’i daha fazla kabrinde incitmeyin!
Selam Ve Dua İle…