Menü Adana'dan Gündeme Dair herşey..
Korkut Daban

Korkut Daban

Tarih: 11.10.2026 16:29

SİYASETTE MAĞDUR OLUR MU?

Facebook Twitter Linked-in

SİYASETTE MAĞDUR OLUR MU?

Bu coğrafyanın kaderi olsa gerek! Her olayda mutlaka bir mağdur yaratılmaya çalışılıyor! İşin ilginç tarafı ise her dönem bu mağduriyet üzerinden birileri mutlak surette reyting elde edip kazanç sağlıyor!

Söz konusu kişinin gerek hukuki gerekse toplumsal gerçeklik noktasında haklı veya haksız olmasının hiçbir önemi yok!

Hatta bir adım daha ileri giderek şunu söylüyorum. Mahkeme ve şahitler tarafından suçu sabit görülmüş hüküm giymiş bile olsa Mağdur Etiketi ile bu kimseler adeta Temiz Kağıdı almış ve kamuoyu nezdinde masumiyetini ispatlamış oluyor.

Son günlerde gördüğünüz üzere, bunun bizzat canlı örneklerini yaşıyor ve tanık oluyoruz! Gerek Siyasetçi gerekse Sanatçı Kimlikleri ile suç işlemiş isimlerin mensubu bulundukları cemiyetler tarafından adeta bir kahraman edası ile savunulması ve hatta rol model olarak idealize edilmesi gerçekten de iç acıtıcı bir durum olarak karşımıza çıkıyor.

Hani derler ya sözün bittiği yerdeyiz!

Anlayacağınız suçu sabit bir şekilde, Mahkeme Kararı ile tutuklanıp Cezaevine konulan bu isimler neredeyse Ödüllendirilmesi Gereken insanlar olarak lanse ediliyor.

Cumhuriyet Döneminden bu yana ne yaparlarsa yapsınlar asla Kamuoyu nezdinde bu insanlar suçlu yani hükümlü olmuyorlar!

Anlayacağınız pozitif bir ayrımcılık altında her istediklerini yapabildiklerine inanmış bir şekilde Ülke Kaynaklarını har vurup harman savurdular!

Kimseler de bu ayrıcalıklı sınıfın insanlarına bırakın Adalet önünde hesap sormayı, ne yapıyorsun deme cüretinde dahi bulunmadılar. Devlet Bürokrasisi başta olmak üzere deyim yerindeyse bütün Köşe Başları bu Ayrıcalıklı Sınıfın emrine amade edildi.

Çünkü onlar bu ülkede Cumhuriyet denilen sistemin kurucuları ve aynı zamanda tek mirasçıları idi.

Belki de en çok bu sebepten olsa gerek Ülke Kaynaklarını har vurup harman savurdular. Tıpkı Atadan kalma Miras Malını tüketen Hovarda Mirasçılar gibi!

Bu öyle bir baskın ideolojiydi ki, kimsenin bu Ayrıcalıklı Zümreye hesap sorma gibi bir hakkı dahası cesareti dahi yoktu!

Aradan çok uzun bir zaman geçti. Anadolu’nun Asıl Sahipleri diyeceğimiz, Eli Toprak Kokulu İnsanların Çocukları İktidara geldiler.

Kolay değildi tabi. Yıllarca yönetilen hatta deyim yerindeyse ötelenmiş ihmal edilmiş hatta çoğu zaman yok sayılmış insanların evlatları bir anda Yönetim Kadrolarında yer bulmuştu.

Takdir edersiniz ki Anadan Babadan görmediği varlığı ve makamları bir anda orta yerine düşüp, Açıkçası, “Ne oldum delisi olmamak elde değildi!”

Anlayacağınız Cumhuriyet isminin nimetlerini ve ekonomik kazanımlarını sonuna kadar kullanan Cumhuriyet Çocuklarından sonra iktidara gelen Anadolu’nun Yanık Benizli Gençleri bir anda karşılaştıkları Devasa Varlık karşısında adeta dumurauğramıştı diyebiliriz.

Bunu neden mi söylüyoruz. Yıllarca Ülke Kaynaklarını hunharca tüketen daha doğrusu iç edenlerin maskesi Karadenizli bir Babayiğit tarafından düşürülmüş ve o sayede halkın teveccühünü kazanarak iktidarı ele geçirmişti.

Artık ülke insanının seksen yıldır büyük bir özlem ve hasretle beklediği gerçek anlamda Halkın İktidarını gerçekleştirmişti.

Hatta buna Anadolu’nun Mazlum İnsanının geleceği için gerçekleştirilmiş Sivil Bir Darbe de denilebilirdi. Yıllarca Demokrasi Masalı adı altında kandırılmış Anadolu İrfanı deyim yerindeyse ağır uykudan uyanmıştı!

Ancak tekrar söylüyorum!

Bu noktada, değişmeyen bir siyaset gerçeği göz ardı edilemezdi. Karizmatik Lider Yönetimlerinde ki Siyasi Hareketler için en önemli unsur Liderin Davasına dahası İnancına tabi olacak Dava Arkadaşları idi.

Başlangıçta Karadenizli bu yiğidin Amiral Yönetim Kadrosu gerçekten de adeta seçkin bir insan grubundan oluşmaktaydı. Hatta birçok koltuk ve makam için onlarca iyi insandan birisini seçecek derecede alternatif bir zenginliğe sahipti.

Ancak İktidar süresi uzadıkça zaman ilerlemekte idi. Fıtrat gereği kimileri yaş haddinden kimileri ise sağlık sorunları nedeniyle müsaade istemekteydi.

İşte problem tam da burada başladı!

İyi İnsanlar tarafından müteşekkil bir İnsan Kaynakları havuzunun yerini maalesef çoğu zaman ciddi bir süzgeçten geçirilmemiş sadece tercihen siyasi referanslarla toplanmış tecrübesiz ve yetkinlikten uzak isimler yer aldı.

Bir süre Kurulu sistem içerisinde bu yetkinliklerden ve temsilden uzak isimler güçlü parti teşkilatı ve deneyimli isimler tarafından telafi edildi! Yani nöbet yerinde uyuyan ve nöbet yerini terk eden askerin açığının kapatılması misali kompanse edildi.

Bugün Türkiye’de günlerdir konuşulan Fon Meselesinin aslında başlangıcı yukarıda anlatmış olduğumuz hikayenin konusudur diyebiliriz.

İktidar Gemisini başarıya götüren Amiral Yönetim Kadrosunun yerine yeterince yetkin insanlarının temin edilememiş olması nedeniyle, bugün Dünya Lideri çok ama çok gereksiz bir sebepten ötürü can sıkıntısı yaşıyor.

Sinek küçük ancak mide bulandırıyor!

Unutulmamalıdır ki; siyaseten Güçlü Liderler her daim Güçlü Kadrolara hükmederler. Liderin Kadro Derinliği aynı zamanda onun Fikir ve Projelerini hayata geçirmesi noktasında yüküne ortak olmak suretiyle katkı sağlamalıdırlar.

Oysa son dönemde görülen odur ki, yetkinlikten yoksun isimler nedeniyle bu Büyük Lider hak etmediği olaylarla ve ithamlarla karşı karşıya kalıyor.

Türkiye Yüzyılı Vizyonundan bihaber ve uzak isimlerin kadro tercihlerinde dikkate alınması kaçınılmaz bir tercih olacaktır.

Liderler, Kriz Dönemlerinde aldıkları kararlar ile farklarını ortaya koymaktadırlar. Bu nedenle önümüzdeki Başkanlık ve Mahalli İdareler seçimleri öncesinde bu vesileyle daha dikkatli olunacak ve Liderin yükünü hafifletecek isimlerle yol yürünecektir.

Belki de Fon Meselesi, İktidarın kendisini yenilemesine ve daha güçlü bir şekilde önümüzdeki seçimlere hazırlanmasına vesile olacaktır!

Selam Ve Dua İle…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —