Prof. Dr. Şener Üşümezsoy "'Adana'da Çok sayıda deprem olur ama Büyük momentli deprem olmaz'
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bölgede tek ve uzun bir fay yerine birbirini kesen çok sayıda fay bulunduğunu belirterek yaşanan sarsıntıların nasıl okunması gerektiğini anlattı.
Adana ve Osmaniye'de kısa aralıklarla meydana gelen üç deprem, bölgedeki fay hareketliliğini yeniden gündeme taşıdı. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bölgede tek ve uzun bir fay yerine birbirini kesen çok sayıda fay bulunduğunu belirterek yaşanan sarsıntıların nasıl okunması gerektiğini anlattı.
Adana ve Osmaniye'de kısa süre içerisinde 4.8, 4.9 ve 5.2 büyüklüğünde üç deprem meydana geldi. Sarsıntılar sonrası bölgede ekipler tarafından çalışma başlatılırken, şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk bildirilmedi. Depremlerin ardından bölgedeki fay yapısına ilişkin tartışmalar da yeniden gündeme geldi.
Üşümezsoy, Adana'nın kuzeyindeki bölgeyi Çukurova'nın adeta “çatısı” olarak nitelendirdi. Bu alanın farklı yönlerden faylarla çevrelendiğini belirten Üşümezsoy, bölgedeki yapıların tek yönde uzanan düzenli bir fay sistemi şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Bölgedeki fayların zaman içerisinde farklı yönlerde hareket ettiğini ifade eden Üşümezsoy, bunun sonucunda birbirini kesen çok sayıda fayın ortaya çıktığını anlattı.
Üşümezsoy, bu yapıyı bir mozaik üzerinden örnekleyerek, “Bölgede birbirini kesen onlarca fay var” dedi.
'Çok sayıda deprem olur ama büyük momentli deprem olmaz'
Üşümezsoy, fayların uzunluklarının da deprem potansiyeli açısından belirleyici olduğunu vurguladı. Uzun ve kesintisiz bir fayın daha büyük bir deprem üretme kapasitesine sahip olabileceğini belirten Üşümezsoy, Adana'nın kuzeyindeki yapının ise farklı parçalardan oluştuğuna dikkat çekti.
Bu nedenle bölgede sık sık deprem yaşanabileceğini belirten Üşümezsoy, “Bol bol deprem olur, çok sayıda deprem olur ama büyük momentli deprem olmaz” değerlendirmesinde bulundu. Ancak Üşümezsoy, daha büyük bir deprem ihtimalinin tamamen göz ardı edilemeyeceğini de belirterek, bunun anlaşılabilmesi için fayların arazideki gerçek geometrisinin ortaya konulması gerektiğini söyledi.
Haritadan değil, araziden okunması gerektiğini savundu
Deprem değerlendirmelerinde yalnızca iki boyutlu haritaların kullanılmasının yeterli olmadığını dile getiren Üşümezsoy, fayların sahadaki devamlılığının ve parçalı yapısının görülmesi gerektiğini söyledi. Üşümezsoy, daha önce Simav çevresindeki depremler üzerinden yaptığı değerlendirmeyi de örnek göstererek, arazide fayların parçalı olduğunun görülmesinin deprem beklentisini değiştirebildiğini anlattı.
6 Şubat sonrası oluşan hareketliliğe de değindi
Üşümezsoy, 6 Şubat depremlerinin ardından farklı bölgelerde yaşanan sarsıntıları da değerlendirmesine dahil etti. Arap levhasının hareketiyle bazı faylarda stres birikimi oluştuğunu belirten Üşümezsoy, büyük depremlerin ardından çevredeki fayların davranışlarının ayrıca incelenmesi gerektiğini söyledi.
Adana'nın kuzeyindeki mevcut hareketliliğin de benzer şekilde, bölgedeki fayların birbirleriyle olan ilişkisi üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.


