Değerli okurlarımdan 2 ay'a yakın bir süredir uzaktayım.
Sevgili Murat Gegin'e bıraktığım yedek yazılar bitmiş.
Yazı günlerim olan Pazartesi ve Perşembe'ler boş geçer olmuş.
Başta Savaş Çokduygulu olmak üzere; Haber Müdürüm Murat'dan, Genel Yayın Yönetmenim SefaSaygıdeğer'den ve siz değerli okurlarımdan özür diliyorum.
Ama bunu telafi için, ilerideki günlerde bu seyahatlerin nabızlarından sizlere söz edeceğim.
Mesela geçtiğimiz 27 Mayıs (1920) "Karboğazı Olayı" nın başlamasının 103'üncü yıl dönümü.
O gün Fransızlar'ın, Troroslar'daki tren yollarına ve Mustafa Kemal'in dahiyane fikri ile Adana il merkezinin taşındığı Pozantı'ya hakim olmak amacı ile gönderdiği bin kişilik taburunun, Adana'ya dönüşü sırasında gerçekleşen savaşı başlattığı gün.
İrfan Foto'nun tabiri ile "Ben bu işin efsane tarafını çok severim"
O yüzden önce efsaneyi anlatalım.
Yukarıda sözünü ettiğim bin kişilik Fransız taburu, Poazntı'dan Adana'ya dönerken yolu şaşırır.
Önlerine çıkan bir çobandan Adana yolunu sorarlar.
Çoban "Ben sizi Adana yoluna götürürüm, ancak avradıma haber vereyim" demiş.
Sonra hanımına gidip "Ben bunları Karboğazı'na götüreceğim..Sen git Kuvvacılara haber ver, pusu kursunlar" diye tembihlemiş.
44 kişilik "Kuva-i Milliyeci" pusu kurarak beklemeye başlamış.
Karboğazı'na giden bilir; gitmeyen kaybetmiştir.
Etrafı yüksek, ortası çukur, tabak gibi bir yer.
Boğazın 2 tarafına 17'şer kişi; kaçışı engellemek için de Yılan Ovası tarafına 10 kişi mevzilenir.
27 Mayıs akşamı, yağmur çiseliyor, hava puslu.
Fransızlar Karboğazı'na girince bir yaylım ateş başlıyor.
Yukarıdan aşağıya mermi yağıyor.
Yılan Ovası tarafına kaçayım derken, 10 kişilik kip ateşe başlar.
28 Mayıs sabahı düşman açısından bilanço şöyledir.
400 ölü, 100 yaralı, 650 esir.
1 Binbaşı, 23 subay, 2 top, 8 makinalı tüfek, 13 kadana, 90 cephane yüklü katır ve 1.000 tüfek ele geçirilir.
Efsanenin gerçek tarafı şöyle; çoban dediğimiz Fransızların klavuzu Kumcu Veli, "çobanın avradı" dediğimiz de Gülekli Hatice.
Senaryoyu da Hatice oluşturuyor.
Şöyle ki; Fransızlar kararğah kuracak yer arıyor.
Yiyecek bir şeyler de gerek.
Gülekli Hatice "Ben size nevale getiririm" diyor onlara.
Yalnız kaldıklarında da 'Kumcu Veli'ye tembihliyor:
"Sen bunları biraz oyala, sonra da Karboğazı'na götür" diyor.
Sonra da durumu Kuvvacılara anlatıyor.
Sonuçta bin kişilik birlik esi,r alınıyor.
Esirler Gülek Köyü'ne götürülüyor.
Onlara etli bulgur pilavı ile ayran ikram ediliyor.
Esirleri ve cephaneleri teslim almaya, Mustafa Kemal'in görevlendirdiği yüzbaşı Sinan Tekelioğlu ile İbo Osman, Karaisalı Bölgesinden gelerek teslim almışlar.
Ganimetin bir kısmını köylüye dağıtıp gerisi ile İbo Osman diye nam salan Bekir Ağa'ya verilmiş.
Karboğaz olayı Fransızları anlaşma yapmaya necbur etmiştir.
Yani meşhur "Ankara Anlaşması" bu sayede imzalanmıştır.


