KALİTE ASLA TESADÜF DEĞİLDİR
Henüz okumaya başlamadan aklınızda maddiyata ve eşyaya bağlı bir fikir veya düşünce oluştuğuna emimin ancak ispat edemem!
Çünkü Kalite denince hepimizin aklına doğal olarak piyasalarda kendini ispatlamış herhangi bir ürün ve marka ismi geliyor!
Bu kişinin ilgi ve ihtiyacına göre Konfeksiyon, Elektronik, Gıda, Beyaz Eşya, Otomobil veya başka bir ürün gamından bir marka ürün olabiliyor.
Oysa bunun yanında, belli bir ücret karşılığında yine belli bir sürede kullanmak üzere aldığımız bu Eşyaların Kalitesini önemsediğimiz kadar, tüm hayatımıza doğrudan etkide bulunan İnsan Kalitesine yeterince önem veriyor muyuz?
Belki de hemen hemen gündelik hayatta herkesin en az bir kez düşünüp fakat risk ve inisiyatif alıp dile getirmediği bir hususu ben yine Mahallenin Delisi olarak gündeme taşımak istiyorum!
Öyle ya her Mahalleye bir Deli lazım değil mi?
Hele ki kimsenin kimseye "Gözünün üzerinde kaş var” demeye dahi cesaret edemediği, herkesin iç dünyasına dönüp “Gemisini kurtaran kaptan” minvalinde hareket ettiği kötü bir zaman içerisindeyiz!
Herkesin her konuda kapalı kapılar ardında fikir beyanında bulunup en sert eleştirileri yapıp, konu muhatapları önünde konuşulması gerekince sus pus olduğuna tanık oluyoruz.
Aslında bu bizim gibi Deliler için Siyaseten bakılacak olursa, eksik bir tahrik oluşturuyor diyebiliriz.
Sosyal manada Medeni cesaret yoksunu bu tipler sizin aracılığınız ile Toplumsal Konularda Eleştirel Mesajlarına sözcülük yapmanızı isterler!
Oysa bilmedikleri bir şey vardır. Bizim gibi Deliler onlar konuşsa da konuşmasa da sözünü asla esirgemeyecektir. Keza Toplumsal Değişimler veya bir başka deyimle Devrimler ancak sıradan düşünmeyen insanların zihinleri üzerinde yükselmektedir.
Herhangi bir gizli hesabı ve muradı olmayan ender insanların belki de günümüzde ki en büyük misyonu bu olmaktadır.
Toplumun geniş bir kesimi sıfır risk ortamında, durumu idare ettiği veya duruma uyum gösterip eklemlenmesi bu topluma verilecek en büyük zarar olmaktadır.
Çok af edersiniz başka bir deyimle yalakalık ve yancılık almış başını gitmektedir. Kimse varsa dahi zihninde ki düşüncelerini paylaşmaya gerek duymamaktadır. Bu durum Devlet Yönetimi noktasında Çok Sesliliğin önüne geçmektedir.
Peki, bu konu neden bu denli önem arz ediyor diyebilirsiniz?
Bugün Siyasi İktidarların ve Güç Sahibi Devlet Adamlarının en çok ihtiyaç duyduğu yukarıda zikrettiğim üzere, yalakalar ve yancılar değildir. Hatta bu kadrolarda fazlalık vardır diyebiliriz.
Keza bir Devlet Adamlarının en çok ihtiyaç duyduğu husus Güçleri arttığı oranda çevresinde onu deyim yerindeyse teftiş ve kontrol edecek Samimi Yol Arkadaşlarına ihtiyaç duyarlar.
Bu konuyu günümüze uyarlamak durumunda kalırsak İktidar Sahibinin birçok yanlış ve hatalı kararlarının altında yakın ekseninde bulunan İnsan Kaynakları Kalitesinde bir takım eksiklikler olduğuna tanık oluruz.
Ezcümle çoğu zaman ortaya çıkan arızi durumların asıl muhatabı ve arıza kaynağı yani başka bir deyimle çözümü yanlış yerlerde aranır.
Bugün Cihanşümul Osmanlı İmparatorluğunu asırlar boyunca ayakta tutan en önemli unsurlardan birisi Lalalık Makamı idi. Ki bu konu ile ilgili çok mühim hikayeler dinlemişizdir.
Lalanın atının Hünkar Kaftanına sıçrattığı çamura dair gösterilen hürmetin yer aldığı, ibretlik yaşanmışlıkları dinleyerek büyüyen nesilleriz!
Oysa bugün Devlet Başkanın en yakınında bırakın Lalalık Makamı gibi etkili bir çift denetleyici göz muhtemel hatalara Yanlış diyebilecek Danışman kadroları dahi olmadığına kanaat getiriyorum!
Buna ispat oluşturması açısından yakın Siyasi tarihimizden bir örnek ile konuya açıklık getirmek isterim.
Son Mahalli ve İdari Seçimler öncesinde Memur Maşlarına o günkü şartlarda verilen Sekiz Bin TL’LİK seyyanen artışın sadece Üç Bin TL’Sİ emeklilere verilmiş olsaydı o dönem için Yerel Seçimlerin sonuçları bugünkü tabloya nazaran çok ama çok farklı olurdu.
Ancak işin kötüsü bu toplumsal anlamda hassas hususu bilmesine rağmen Devlet Başkanına en ufak bir uyarı zahmeti göstermeyenler yüzünden bugün Türkiye’de birçok Belediye hizmet üretmediği gibi İl ve İlçe Belediyelerin Başkanları rüşvet ve irtikap nedeniyle tutuklanmış durumdalar.
Velhasıl kelam, bugün Üçüncü Dünya Savaşının Arifesinde ve Büyük Ekonomik buhranlarla karşı karşıya bir dünya düzeninde kendi ülkemizde de ciddi manada toplumsal kırılmalar yaşıyoruz.
Böylesi kritik ve hassas geçiş süreçlerinde en çok ihtiyaç duyacağımız konuların başında yine sağlıklı bir Danışmanlık Yapısına başka bir deyimle Dış Göze ihtiyaç duyulmaktadır.
Aksi takdirde tüm yükü Devlet Başkanının omuzlarına atmanız halinde telafisi çok zor sosyal tepkilere ve bunun neticesinde hesapta olmayan oy ve seçim kayıplarına hazırlıklı olmalısınız derim.
Bizler sorumluluğumuzun gereği Nasrettin Hoca misali “Testi Kırılmadan” uyarımızı yapmakla mükellefiz. Keza Testi Kırıldıktan sonra birtakım isimlerin içinden ve aklından geçirip dile getirmekten imtina etmesinin hiçbir kazanımı ve haklı gerekçesi olmayacaktır.
Yine bir atasözü ile konuya nokta koymuş olalım; Dost acı söyler!
Selam Ve Dua İle…




