Neusiedl Gölü, Avusturya Macaristan arasında yer alan, Avrupa'nın en büyük ikinci kapalı havzasıdır.
Göl, 75 kilometrekaresi Macaristan'a, 240 kilometrekaresi Avusturya'ya ait olmak üzere toplam 315 kilometrekare büyüklüğündedir.
Gölün suladığı alanın büyüklüğü yaklaşık 1120 kilometrekaredir.
Neusiedi Gölü kenarındaki Burgenland kasabası, Purbach'ın efsanevi bir figürü ve simgesidir.
Scgulhqasse 9'daki evin bacasında "Purbach Türk"ün taştan bir figürü yer almaktadır.
Efsane değişik şekillerde anlatılıyor:
Birinci Hikaye:
1532'de bir grup Türk atlı, Purbach'ı yağmaladı.
Sakinleri korunmak içi ormana kaçmıştı.
Yağmacılardan bir Türk, o kadar sarhoş oldu ki, bodrumda uyuya kaldı.
Uyandığında arkadaşları gitmişti.
Köylüler, tehlike geçince evlerine geri döndü.
Bizimki bacaya saklandı.
Ama ocak yakılınca meydana çıkmak zorunda kaldı.
Esir alınan asker vaftiz edildi ve evin sahibinin hizmetçisi (kölesi) oldu.
Bu olayı anmak için bacaya bizim Türk'ün bir kopyası yerleştirildi.
Bugün hala, oradan aşağıya bakıyor.
İkinci Hikaye:
1532'de Türkler tekrar Viyana'yı kuşatmak üzere iken Neusiedi Gölü çevresindeki bölgede bazı kalabalıkların dolaştığı görüldü.
Bir grup binici de Purbach'a ulaştı.
Yöre halkı, Türkler'in yaklaştığını öğrenince, değerli tüm eşyalarını sakladılar ve yakınlarında , güvenli buldukları "Leitha Dağları"na kaçtılar.
Bu nedenle Türkler, topluluğu oldukça azalmış buldu.
Yağmacılardan bir Türk askeri,bir şarap mahzenine girdi ve kendisine iyi bir şarap ısmarladı.
Ama peşinden o kadar çok içti ki; merdivenleri ancak sendeleyerek çıkabildi.
Ondan sonra evde başka şeyler aradı.
Bir odaya girdi ve bir çuvala yaslandı.
Çünkü ayakları onu güçlükle taşıyabiliyordu.
Sonrasında hemen uykuya daldı.
Geç saatlere kadar uyudu ve bahçedeki yüksek sesli bir konuşma onu uyandırmasaydı daha uzun süre uyuyabilirdi.
Dinledi...
Evet, bu onun dilinde değildi.
Peki ya, kendi askerleri nerede idi?
Birden ayıldı...kafasındaki her şey netleşti.
Belli ki, o uyurken arkadaşları gitmişti.
Köyün sakinler de "tehlike geçti" diye geri dönmüştü.
Hemen ardından kapı açıldı ve içeri 2 adam girdi.
Etrafı şöyle bir kontrol ettiler; ancak şüpheli bir şey görmedikleri için tekrar uzaklaştılar.
Korkudan ölen adam rahat bir nefes aldı, ancak gece tamamen karanlık ve ve sessiz olana kadar, kaçmaya cesaret edemedi.
Ancak o zaman saklandığı yerden çıkmaya karar verdi.
Duvarları yokladı ve bir kapı buldu. Ancak onu açamadı.
Mutfağın içinde gizlice dolaşırken, ay'ın bacadan çok güzel bir şekilde parladığını fark etti.
Kendi kendine düşündü "Belki o yoldan çıkabilirim" diye.
Ocağın üzerine çıktı; ancak bacanın tepesindeki traverslere ulaşamadı.
Mecburen odaya döndü ve bir ip aradı.
Buldu da.
Sonunda, bacadan dışarı çıkmayı başardı.
Özgürce nefes alabildiği için mutluydu.
Ama nasıl aşağı inebileceğini görmek için etrafına bakınırken, dışarıdaki sokaktan konuşma ve bağırış sesleri duydu.
"Beni fark ettiler mi?" diye düşündü.
(Devam Edecek)


